Laparoskopik ya da minimal invaziv teknik ya da halk arasındaki bilinen tabiriyle kapalı yöntem cerrahi, cerrahinin özel bir uygulama alanıdır. Geçmişte kadın hastalıklarının cerrahisinde uygulanmaya başlanan laparoskopi, gelişen teknoloji ile beraber safra kesesi, pankreas, karaciğer, mide ve bağırsak ameliyatlarında da kullanılmaya başlanmış ve giderek dünyada yaygın hale gelmiştir. Açık cerrahide, karın içine ulaşabilmek için karını boydan boya kaplayan bir kesi yapmak gerekiyordu. Laparoskopik (kapalı) teknikte ise 0,5-1 cm boyutunda birkaç kesi ile ameliyatlar tamamlanabilir. Port yerlerinden karın içine girilen kanüller trokar olarak adlandırılır.

Trokarlardan karın içerisini görmeye yarayan kamera ve bu teknikler için özel geliştirilmiş birçok alet karın içine sokularak ameliyatlar tamamlanır. Görüş kolaylığı sağlamak için karın içerisi karbondioksit gazı ile şişirilerek genişletilir. Bu sayede karın içi organlar birbirilerinden uzaklaşır ve ameliyat yapabilecek boşluk bir saha elde edilir.

Kameradan gelen görüntüler video monitörlerince ameliyathaneye aktarılır. Ameliyat esnasında cerrah monitörde, karın içerisinden ulaşan görüntüleri izler. Bu sistem cerrahın geleneksel yöntemlerle yapılan birçok ameliyatı çok daha küçük kesilerle yapabilmesini sağlar.

Laparoskopik ve robotik cerrahi ne kadar güvenlidir?

Bu yöntemler tecrübeli ellerde en az açık cerrahi kadar güvenlidir. Birçok bağırsak ameliyatında anesteziye bağlı (çok daha az olmakla beraber), kanama ve enfeksiyöz komplikasyonları gerçekleşebilmektedir. Ayrıca hastanın sağlık durumu, genel performansı komplikasyonlara sebebiyet verebilmektedir. Herhangi bir ameliyat öncesi cerrahınızla muhtemel olabilecek her türlü riski konuşmalısınız.

Laparoskopik ve robotik cerrahinin avantajları nelerdir?

Bu yöntemlerde karnın tamamen açılarak ameliyat yapılması ile aynı kalitede onkolojik sonuçlar elde edilir.
Ağrı ve ameliyat sonrası bazı bedensel fonksiyonlarda bozulma gibi sorunlar çok daha az oranda görülür, hasta memnuniyeti açısından daha iyi sonuçlar verir.
Ameliyatın küçük deliklerden, kamera yardımı ile yapılması; genel inanışın aksine açık cerrahiden çok daha net ve detaylı bir görüş alanı sağlanarak ameliyatın çok daha az doku travmasına sebep olarak tamamlanmasına olanak sağlar. Daha az doku travması ile yapılmış ameliyat, daha iyi onkolojik sonuçlar elde edilmesi demektir.
Ameliyat sonrası iyileşme açık cerrahiye göre çok daha hızlı olmaktadır. Bu hastanede daha kısa süre kalış, hastanın daha çabuk ayağa kalkması anlamına da gelir.
– Ameliyat sonrası hastalar daha az ağrı duyar.
– Karına yapılan kesi alanı küçüldükçe, ameliyat sonrası görülen cerrahi alan enfeksiyonu daha az görülür.
– Açık cerrahiye göre daha iyi kozmetik sonuçları olabilir.